İlk Kısa öykü benden gelsin Suyun üzerinde salınan tahta parçasına uzun uzun baktı.Çocukluğunda yaptığı kağıttan gemiler geldi aklına.Ne eğlenceli günlerdi diye iç geçirdi.Oysa şimdi hüzün vardı dörtbir yanında.
Tahta, hep aynı yönde durmakta ısrar eden kas katı bir fikirdi. Su, onun yakınlarında dolandı dolandı, günlerce uğraştı, sabit fikirli tahtayı yumuşatmak için yollar aradı. Sonunda dileğine kavuştu ve tahtanın içine işlemeyi başararak kağıdı oluşturdu. Ortaya çıkan kağıt ise daha ılımlı, sakin, anlayışlı bir fikre evrildi.
Bir gün kağıt rüzgarın etkisiyle su yüzeyine düşer. Su onu savrulmaması için hafifçe tutar, kağıt bundan mutlu olur ve güzel bir arkadaşlık başlar. Fakat zamanla kağıt su tarafından dağıldığını ve battığını görür, su ona zarar vermektedir. Kağıt bir yanına baktığında tahtanın su yüzeyinde rahatça durduğunu ve su ile arasındaki arkadaşlığı fark eder. İçten içe üzülür, kendini suçlar, bu durumu sorgular fakat suyun ona zarar vermediğini aksine suyun kağıdın doğasıyla bir olmadığını fark edemez.
Musluktan damlayan suyun sesi tıkırtılara karışıyordu. Yatağın altından topladığı tahta kurularını, kağıttan yaptığı külaha doldurdu. Yaşamak onların da hakkıydı; öldürmeye varmadı eli. Vedalaşır gibi gülümsedi ve bıraktı külahı pencerenin kenarına…
Kağıttan gemi yapmayı öğrenip gemiyi suda yüzdürmeyi hayal etti uyku tutmayınca.Zihninde konuşup duran profesör,ona tahta başında gemi yapmayı öğretiyordu.Ağlamak geldi içinden.Titanik oldu birdenbire gemisi.
O gün gözlerinin değdiği her bir santim yıkmaya yetecek kadar eski, köhne, tahtalarının çürümeye yüz tuttuğu bir kulübe gördü. Daha önce nasıl görmemişti bilmiyordu. İçeri girdiğinde cama yapışmış kağıtları söktü, tozları üfledi ve gözlerine inanamadı. Hiç bir yerde bulunamayacak kadar güzel bir manzarayla karşı karşıyaydı. Bazen yıkık bir anı sular alıp götürürdü. Suyun görevi de bu değil miydi zaten?
Bir çölün ortasında yürüyordu kadın birden su sesi duydu ve takip etti. Önüne çıkan tahta kapının arkasına baktı. Gördüğü manzara karşısında gözlerine inanmadı, kumun ortasında bir kayanın ortasından su damlıyordu. Hemen resmetmek için bir kağıt kalem aldı eline. Kumun üzerine oturup bir güzel yaptı resmini. Ama hiçbir zaman emin olamadı gördüğü manzara gerçek miydi yoksa bir seraptan mı ibaretti? Tıpkı hayatında yaşadığı olaylardan emin olamadığı gibi.
Tutunmak istedi, bir tahta parçasına beyaz bir kağıt parçasındaki kırık dökük cümleler gibi de olsa hayata.Geç kalınmış bile de gözükse su taşı bile delebiliyordu
İlk Kısa öykü benden gelsin
YanıtlaSilSuyun üzerinde salınan tahta parçasına uzun uzun baktı.Çocukluğunda yaptığı kağıttan gemiler geldi aklına.Ne eğlenceli günlerdi diye iç geçirdi.Oysa şimdi hüzün vardı dörtbir yanında.
Şahanesin hocam
SilTahta, hep aynı yönde durmakta ısrar eden kas katı bir fikirdi. Su, onun yakınlarında dolandı dolandı, günlerce uğraştı, sabit fikirli tahtayı yumuşatmak için yollar aradı. Sonunda dileğine kavuştu ve tahtanın içine işlemeyi başararak kağıdı oluşturdu. Ortaya çıkan kağıt ise daha ılımlı, sakin, anlayışlı bir fikre evrildi.
YanıtlaSilAh bu sabit fikirler...
SilBir gün kağıt rüzgarın etkisiyle su yüzeyine düşer. Su onu savrulmaması için hafifçe tutar, kağıt bundan mutlu olur ve güzel bir arkadaşlık başlar. Fakat zamanla kağıt su tarafından dağıldığını ve battığını görür, su ona zarar vermektedir. Kağıt bir yanına baktığında tahtanın su yüzeyinde rahatça durduğunu ve su ile arasındaki arkadaşlığı fark eder. İçten içe üzülür, kendini suçlar, bu durumu sorgular fakat suyun ona zarar vermediğini aksine suyun kağıdın doğasıyla bir olmadığını fark edemez.
YanıtlaSilMusluktan damlayan suyun sesi tıkırtılara karışıyordu. Yatağın altından topladığı tahta kurularını, kağıttan yaptığı külaha doldurdu. Yaşamak onların da hakkıydı; öldürmeye varmadı eli. Vedalaşır gibi gülümsedi ve bıraktı külahı pencerenin kenarına…
YanıtlaSilKağıttan gemi yapmayı öğrenip gemiyi suda yüzdürmeyi hayal etti uyku tutmayınca.Zihninde konuşup duran profesör,ona tahta başında gemi yapmayı öğretiyordu.Ağlamak geldi içinden.Titanik oldu birdenbire gemisi.
YanıtlaSilO gün gözlerinin değdiği her bir santim yıkmaya yetecek kadar eski, köhne, tahtalarının çürümeye yüz tuttuğu bir kulübe gördü. Daha önce nasıl görmemişti bilmiyordu. İçeri girdiğinde cama yapışmış kağıtları söktü, tozları üfledi ve gözlerine inanamadı. Hiç bir yerde bulunamayacak kadar güzel bir manzarayla karşı karşıyaydı. Bazen yıkık bir anı sular alıp götürürdü. Suyun görevi de bu değil miydi zaten?
YanıtlaSilBir çölün ortasında yürüyordu kadın birden su sesi duydu ve takip etti. Önüne çıkan tahta kapının arkasına baktı. Gördüğü manzara karşısında gözlerine inanmadı, kumun ortasında bir kayanın ortasından su damlıyordu. Hemen resmetmek için bir kağıt kalem aldı eline. Kumun üzerine oturup bir güzel yaptı resmini. Ama hiçbir zaman emin olamadı gördüğü manzara gerçek miydi yoksa bir seraptan mı ibaretti? Tıpkı hayatında yaşadığı olaylardan emin olamadığı gibi.
YanıtlaSilTutunmak istedi, bir tahta parçasına beyaz bir kağıt parçasındaki kırık dökük cümleler gibi de olsa hayata.Geç kalınmış bile de gözükse su taşı bile delebiliyordu
YanıtlaSil